28 Nisan 2016

Sakar keçi, mevsimler, el yazım (14,15,16,17)

Hafta içi bu saatlerde blog yazmak da ilginç gelmedi değil.

Bugün şirkette değil de evdeyim. Sorulara kaldığım yerden devam etmeden önce bu konudan bahsedeyim biraz sizlere. Hatta biraz daha öncesine Cumartesi akşamına kadar gideyim bence. Çünkü o gün güçlü ve zayıf yanlarımızı yazarken bir şeyden bahsetmeyi unuttum ve o şey bir haftadır peşimi bırakmayan bir kabus haline dönüştü.

Kötü yönlerimizi de yazıyorduk ya meydan okumada nasıl unuturum ben bunu düşünüyorum şimdi. Evet itiraf ediyorum ben dünyanın en sakar insanlarından biri olabilirim galiba arkadaşlar. Yani bilemiyorum başıma açtığım işlere bakınca artık tehlikeli boyutlara geldiğinin farkındayım durumun. Geçtiğimiz Cumartesi akşamı her zamanki gibi sokaktaki minnak kedilerime pencereden uzanmış mama veriyordum. Evimin salonu kot denilen cinsten evlerden. Ben de koltuğa çıkarak pencere önünde duran mama kabını her gün dolduruyorum, kedicikleri besliyorum. Yine böyle bir anda çok korkak minik bir kediyi fark ettim diğerlerinden korkup yanaşamıyordu. O da aç kalmasın diye ona doğru uzanmaya çalışırken ayağım kaydı ve koltuktan geriye doğru yuvarlandım. Bir elimde yaş mama kutusu kendimi yerde buldum. Düşerken de sırtım sehpaya çarptı. O yaş mama her yana dağıldı. Bilenler bilir iğrenç kokan bir mamadır kendileri. Kendimi unuttum aklım mama ve kokusunda. Kardeşim panik içinde koşturarak geldi filan. Belim baya acımıştı ama ciddi bir hasar oluşmadı neyse ki. İşte daha 4 gün önce bu şekilde düşen Mutlu Keçi gülerek ofiste bu olayı arkadaşlarına anlatırken daha başına geleceklerden habersizdi.
Neyse efenim dün de bendeniz Keçi sabah servisten inince içeri girmeden önce benzin istasyonuna uğrayıp poğaça almaya karar verdi. Her zaman uğradığım yer ama bu sefer benim için her şey farklı olacaktı. İçeri girip dere otlu poğaçamı aldım ve bir de kasaya uğrayıp çikolata ve kakaolu süt de alayım dedim. Kasada her zamanki çalışanlardan farklı olarak Rus ya da Ukraynalı olduğunu düşündüğüm bir kız vardı. Aksanı öyle düşündürdü. En son kapıdan çıkarken bunu düşündüğümü hatırlıyorum. Sonra... Sonrası karanlık, sonrası boşluk, sonrası...Haha abartmayı bırakırsam sonra kendimi bir anda yerde buldum! EVET YİNE! Ayağımda rugan ayakkabılardan vardı tabanı kaygan olan. Sanırım o sebep oldu ya da bastığım yer kaygandı bilmiyorum ama bir anda sırt üstü kayıp düştüm. O anı çok hatırlamıyorum yardım etmeye gelenler çok ters düştünüz iyi misiniz filan dediler. Ayağa kalktığımda fark ettim kolum şiddetli bir ağrı içindeydi. Kolumun üzerine düştüğümü o anda anladım. Sonra panikle ofise girer girmez "noldu?" diye soranlara ağlayarak düştüm dedim. Sağ kolum çok acıyordu. Sulu gözüm demiştim değil mi? Hemen soluğu iş yeri hekiminin yanında aldık o an biraz sakinleşen ben üzerimdeki hırkayı çıkarıp sağ kolumun dirseğini görünce iyice koyverdim. Kan içindeydi ve çok kötü gözüküyordu. (Yani bence öyleydi bunu yöneticimize söyleyince kahkaha atsa da evet öyleydi!)

Sonuç alarak dirseğimdeki yaraya bir dikiş atıldı, röntgen çekildi, allahtan kırık çatlak vs. gibi bir durum yokmuş. Yumuşak doku zedelenmesi dedi doktor. Hayatımda ilk kez bir yerime dikiş atıldı. Doktora ben bunu filmlerde görürdüm ya ilginçmiş filan diyorum öyle değişik ruh halleri. 2 gün dinlenmemi istediler. Ben de dünden beri evdeyim, hazır evdeyken bu yazıyı da yazayım dedim. Şu an dirseğimi hala bükemiyorum omzum hala acıyor ve çok yukarı kaldıramıyorum. Çok basit şeylerin bile tek kolla ne kadar zor yapıldığını öğrendim. Örneğin saçımı toplamak, burnumu silmek gibi.. Neyse ki erkek arkadaşım sağ olsun dünden beri hep yanımda çok yardımcı oluyor. Yaranın eklemde olması kötü oldu baya engelliyor ama daha kötüsü de olabilirdi. Buna da şükür. Neyse ben 3 günde 1 düşerek kendi rekorumu da egale etmiş oldum. Siz siz olun bastığınız yerleri toprak diyerek geçmeyin tanıyın. 

Bu akşam ağrım biraz azalırsa ve kolumu rahat kullanabilmeyi başarırsam yarın işe gideceğim olmazsa evde hazırlık yaparak geçecek. Çünkü bilin bakalım Cumartesi günü İtalya'ya giden o şanslı insan kim? :) Çok heyecanlıyım ama aksilikler de peşimi bırakmıyor bu hadise baya engelleyecek gibi beni yine de moral bozmamaya çalışıyorum. Umarım çok sorun olmadan güzel şeyler deneyimlediğimiz bir seyahat olur. 

Sorulara hızlıca devam ediyorum arkadaşlar kolum yavaştan yeter artık uzatma sinyalleri vermeye başladı. Bu gün 17. günde olduğumuzu zannediyorum geri kalan soruları hızlıca cevaplayacağım o yüzden.

14. Özel bir yeteneğiniz var mı?

Bence var. Kendini özel hissettiren bir yetenek olduğunu düşünüyorum, çünkü bilinçli olarak benim kendi çabamla elde ettiğim bir şey değil. Genel olarak "şanslı" bir insanımdır. Böyle zor bir durumda kalınca şansım sayesinde işlerimin yolunda gittiği, kedi gibi dört ayak üstüne düştüğüm çok olmuştur. Tamam tamam her zaman değil bazen garip şekillerde düştüğüm de oluyor yüzüme vurmayın. :)
Bir diğer özel şey herkeste olmayan ve bence güzel olan ve çoğu insana yakışan --> Çiller ve gamze! Her ikisini de seviyorum ve sahip olduğum için mutluyum. Yetenek değil pek tabi ki ama özel ve tatlı bir şey.


15. Favori mevsiminiz hangisi ve neden?

Yazdan her daim nefret eden bir insan olarak tabi ki mümkün olduğunca yazdan uzak bir mevsimi seçeceğim. Yazın tek güzel tarafı havanın geç kararması bence. Ve yaz akşamları serin olmak kaydıyla açık havada dinlenen müzikler, edilen sohbetler de hoş bir seda bırakıyor insanda ama onun dışında yaz insanı değilim kesinlikle. Deniz-kum-güneş üçlüsü hiç bana göre değil. İlkbaharı çok severim. Hep güzel hisleri hatırlatıyor bana. Sürekli hapşırmasam o burun akmasa çok daha güzel olur kesin ama yine de güzel mevsim neticede. Böyle ince çorap üzerine giyilen elbiseler, üzerine ince hırkalar, ılık hava tam benlik.Aynısının sonbahar versiyonu da aynı hisleri barındırıyor. İlkbahar coşkulu hisleri harekete geçirirken sonbahar daha derin daha huzurlu bir haleti ruhiyeye geçiriyor beni. Kışı ise ilk kez bu yıl biraz az sevdim. Çok uzun sürdü gibi geldi bana. Kışın en ama en sevdiğim 2 yanı var birincisi giyilen kıyafetler. Kalın kaban, atkı, bere üçlüsü en sevdiklerim. Diğer sevdiğim tarafı ise noel zamanları. O heyecanı çok seviyorum. Noel ağacı, hediyeler, sokaklardaki hazırlıklar, noel temalı filmler herbir şeyi. Ama ben daha çok bahar insanıyım sanırım. 

16. Hadi bize el yazınızı gösterin!

Alın bakalım;

kitap tavsiyesi!
17. Burcunuz nedir ve size uyumlu özellikleri?

Burcum Oğlak. Bazı özelliklerini taşıyorum evet. Mesela inatçı ve dik başlıyımdır. Kıskanç olabilirim, zeki ve espiri anlayışı yüksek biriyim. (kendimce) Muhalif bir kişiliğim vardır ama hiçbir zaman tipik bir oğlak gibi kariyer konularında deli gibi hırslı olup çok başarlı olmak zorundayım gibi düşüncelerim olmadı. He bir de Oğlak burçlarının en öne çıkan özelliklerinden biri olan o soğuk görüntü altında yatan sıcak kişilik bende de var. Aklıma gelenler bunlar. 

Görüşmek üzere,
Sevgiler
Mutlu keçi


11 yorum:

  1. Aa çok geçmiş olsun, bu düşme olaylarını okuyunca bile içim cız ediyor :(
    Hala öyle mi bilmiyorum ama vücutta dikiş olan yolcuyu uçağa kabul etmeme ihtimalleri var. İsterseniz bir araştırın ya da saklayın :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o çok ciddi ameliyat geçirenlerde sorun oluyor diye biliyorum. tek dikişten bişiycik olmaz herhalde havalanında söker giderim valla :)) teşekkür ederim bu arada.

      Sil
  2. Geçmiş olsun. Umarım en kısa zamanda geçer kolunun ağrısı. İtalya seyahatine senin adına çok sevindim. Geçen sene gitmek istemiş ama gidememiştim. Senden güzel bir İtalya yazısı isteriz artık :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler. biz floransa ve sienna ya gideceğiz. bu sefer ukrayna gibi olmayacak yazacağım mutlaka. :)

      Sil
  3. Yahu öyle bir giriş var ki araba çarptı sandım! geçmiş olsun... Bence İtalya çok güzel geçecek. Şanslı insanlardan biriyim ben de, oradan emin oldum! :) Oralarda düşmemeye gayret göster :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haha evet ya azıcık ağdalı bir giriş yapayım dedim. Cidden basit bir düşüş ama baya rahatsız edici bir şeymiş kaç gündür ağrısını çekiyorum. Neyse orada daha dikkatli olacağım. :)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim, görünmez kaza işte.

      Sil
  5. sEPULVEDA KALP BEN :)
    Çok geçmiş olsun, az daha dikkat "sakar keçi" :)
    Güzel oldu bu etkinlik de değil mi :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok güzel bir kitaptı. yazarın başka kitaplarına da bakacağım hangilerini tavsiye edersiniz sevgili balık? :)
      evet evet güzel oldu bu bahaneyle daha sık buluşuyorum blogumla. :)

      Sil
  6. Öncelikle çok geçmiş olsun. Bu tür sorular blog sahiplerini daha yakın tanımada oldukça faydalı oluyor. Keyifle okudum yazınızı. Kahve içmeye bana da beklerim, laflarız ordan burdan :)

    YanıtlaSil